Kars basınını KKDGC Başkanı Daşdelen, Antalya’da temsil etti

Kars basınını KKDGC Başkanı Daşdelen, Antalya’da temsil etti
11 Kasım 2017, Cumartesi
Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneğinin (SGDD), T.C. Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle hayata geçirdiği “Basın Mensupları için Göç ve Mültecilik Konularında Bilgi ve Farkındalık Semineri” Antalya’da gerçekleşti.

Antalya’daki 10-12 Kasımdaki 4’ncü seminerde Kars’ı, Kars Kuzey Doğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı (KKDGC) ve Kars Manşet Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ercüment Daşdelen temsil etti.
Seminere ayrıca, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavalak, T.C. Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca, T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nden göç uzmanı Gökhan Kılıç, Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği (BMMYK-UNCHR) Dış İlişkiler ve Enformasyon Müdürü ve Sözcüsü Selin Ünal, Uluslarası Göç Örgütü (IOM) İletişim Bölümü Başkanı Cem Mehmethanoğlu, Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) İletişim Bölüm Başkanı Sema Hosta, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)’dan toplumsal cinsiyet uzmanı Bora Özbek, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) program birim sorumlusu Safa Karataş, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Göç Uzman Yardımcısı Hasan Yavuz Ünsal, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği İletişim Asistanı Sevcan Hacılar, BM Çocuk Fonu İletişim Sorumlusu Beste Gülgün ve BYEGM Enformasyon Dairesi Başkanı Mahmut Şevket Bayram katıldı.
SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak, yaptığı konuşmasında şunları söyledi: “Bugün dünyada 65.6 milyon sığınmacı ve mülteci bulunmakta ve bu nüfusun 22.5 milyonu mülteci konumunda olan kişiler. Bunların ülkemizde yaşayan üç milyon iki yüz binden fazlası ise geçici koruma altında olan Suriyeliler. Ülkemizde Suriyeli dışında, uluslararası koruma altında olan dört yüz binden fazla da Iraklı, Afgan, Somalili bulunuyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, dünyadaki en büyük krizin yaşandığı ülkede bulunmaktayız. Dünyadaki toplam mülteci nüfusunun yüzde elli beşini üç ülke barındırıyor; Türkiye, Afganistan ve Güney Sudan. Dolayısıyla Türkiye’de ve dünyada son derece önemli olan göç konusunu işlemek gerekiyor. Bunda tabii ki basın mensuplarının rolü oldukça önemli. Özellikle son dönemde ülkemizdeki mülteci nüfusu göz önüne alındığında, Türk toplumu ile mülteciler arasında sıklıkla çatışmalar ve kargaşalar olabiliyor. Dolayısıyla göç konusunun her boyutuyla ciddi bir şekilde algılanması ve yorumlanması için basın mensuplarının rolü oldukça önemli. Şu ana kadar Türkiye’deki nüfusla ilgili özellikle eğitim, sağlık, barınma, iş piyasasına erişim gibi konularda birçok çalışma yapıldı. Fakat konunun toplum nezdinde algılanmasıyla ilgili detaylı çalışmalar şu ana kadar çok da yapılamadı. Bu buluşmanın, basın mensuplarının alanla ilgili uzmanlarla bir araya gelip kafalarındaki soruları sormaları, durumun farklı boyutları ile işlenmesi ve yerelden gelen gazetecilerin gözüyle bunu detaylı bir şekilde tartışılması anlamında oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz. Gazeteciler ve uzmanları bir araya getirdiği için, Basın Yayın ve Enformasyon Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoruz.”
Özellikle Suriyeli sığınmacılar ile vatandaşların arasında çıkan karmaşaların çözümünde ve grupların birbirlerine olan bakış açısında medyanın önemli bir rol oynadığını kaydeden Kavlak, “Her hangi bir mülteciyle tanışmamış kişiler bile, birçok durumda olumsuz yargılardan beslenebiliyor. Bunlar, tamamen konunun algılanış biçimi ile ilgili bir durum ve bu algının en önemli aktörü de basın mensupları. Konunun ne biçimde algılandığı, vatandaşlar ve mülteciler arasındaki ilişkinin nasıl bir düzende devam etmesi gerektiği konusunda basın mensuplarına oldukça önemli etkisi var. Bugün dünyadaki mülteci nüfusunun yüzde seksen beşini gelişmekte olan ve geri kalmış ülkeler misafir ediyor. Bu da aslında çoğunlukla zengin olarak tabir ettiğimiz ülkeler tarafından yeterince sahiplenildiği ve desteklenmediğini ortaya koyuyor. Tarihi bir dönemden geçtiğimiz bu günlerde aslında biz basın mensuplarının da konuyu işleyiş biçimi gerçekten bu tarihi süreçlere damgasını vuracak. Dolayısıyla bu çalışmaları fırsat biliyoruz, Türkiye’nin en ücra kesimindeki basın mensuplarının konuya nasıl baktığını, nasıl ele aldıklarının gördüğümüz bir ortam gibi düşünüyoruz. Mültecilerin ne olduğu, neden ülkelerinden ayrılmak zorunda oldukları konusunda konuşmak istiyoruz. Amacımız, mültecilik konusunun nasıl hassaslıklar barındırdığını anlatan bir çalışma. Nasıl bir haber dili olmalı? Konunun işleniş biçiminin önümüzdeki süreçte Türkiye’deki göç olgusuna nasıl bir etkisi olur? Neler yapılmalı, nasıl bir strateji oluşturulmalı? Bunları tartışmak istiyoruz” dedi.
T.C. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca da, konuşmasına SGDD’nin yaptığı çalışmalardan çok etkilendiğini ve yapılan etkinlikten duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı. Sığınmacı ve mülteci konusunun tüm dünyada giderek daha da önemli olacağını vurgulayan Akarca, “İspanya deyince boğa güreşleri, İtalya deyince sıcakkanlı insanlar diyoruz. Fransızlar şaraba, İngilizler asalete düşkün olurlar diyoruz. Türkiye deyince, özellikle insan konusu gündemde. Cumhurbaşkanımızın ‘dünya beşten büyüktür’ sloganı, birçok batı ülkesinde çok ciddi bir etki yarattı. Bizim misafirperverliğimiz çok iyi bilinir. Sadece son zamanlarda değil, Osmanlı döneminden bu yana, bu özelliğimizi çok ön plana çıkarmışız. Anadolu’ya sığınmak isteyenlere ya da mazlumlara, hayatından endişe edenlere kucağımızı sonuna kadar açmışız. Sadece kucağımızı değil, evimizi de açmışız. Örneğin Osmanlı zamanında İspanya’dan pek çok Yahudi kaçıp, bize sığınmış. İsveç Kralı 12. Karl, Rusya’ya sefer düzenlemiş, savaşı kaybetmiş ve Osmanlı Devleti’ne sığınmış. Altı yıl boyunca Osmanlı, bu krala ve çevresine bakmış, hatta harcamalarında demirbaş listesine almış. O yüzden de Demirbaş Karl olarak bilinmiş. Bu Osmanlı’nın ne kadar alicenap ve misafirperver olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet’in ilk kurulduğu yıllarda da, dünyadan 500 kadar bilim adamı, öğretmen ve müzisyen Türkiye’ye iltica etmiş. 1988’de Bulgaristan’dan sığınanlar oldu. Saddam Hüseyin’in Halepçe’de kimyasal silah kullanmasıyla, 500 bin Kürt ve Arap Türkiye’ye iltica etti. Günümüzde de hepimizin bildiği gibi yaklaşık Üç milyon 250 bin civarında Suriyeli var. Bir insanın evini, yurdunu terk etmesi ne kadar zor bir şey… Biz ne yapmalıyız, ne yapıyoruz onlar için? Çocuklarına eğitim veriyoruz, sağlık hizmeti veriyoruz. Gıda yardımında bulunuyoruz ve buna benzer pek çok ihtiyaç… Dünyada hiç bir ülke bunu yapamıyor, çok gelişmiş olduğunu düşündüğünüz Kanada bile üç yüz tane Suriyeli göçmeni aldı. Başbakanlarının fotoğrafları basında dolaştı ama Türkiye Cumhuriyeti, dünyada az görülür şekilde kucağını Suriyelilere açtığı halde dünyada hak ettiği değeri bulmuş değil. İnşallah durumları iyiye gider ve ülkelerine sağ salim kavuşurlar. Mültecilik, dünyanın en önemli sorunu haline gelme yolunda. Türkiye, kucağını açmasaydı, tel örgülerle kapatsaydı, bugün Avrupa ekonomisi yerle bir olurdu. ABD bile çok büyük bir bocalamaya girerdi. Bir yandan İŞID, FETÖ, bir yandan onca göç… Biz büyük bir dayanışma içindeyiz ve vatanımızı çok sevdiğimiz için, liderlerimize güvendiğimiz için hala ayakta duruyoruz” diye konuştu.
Antalya'ya yurdun 7 ayrı bölgesinden 700'e yakın gazeteciyi getirerek özellikle son günlerde gündemde olan Suriyeliler, sığınmacılar ve göçmenlere ilişkin bilgiler vererek farkındalık oluşturmak üzere düzenlenen seminerlerin 4’ncüsü 10-12 Kasım 2017 tarihlerinde gerçekleştirildi.
Seminerde; Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK – UNHCR), Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) yetkilileri “sığınmacılar ve mültecilere” ilişkin detaylı bilgiler ve sunumlar yaptı.
“Basın Mensupları için Göç ve Mültecilik Konularında Bilgi ve Farkındalık Semineri” buluşmalarının, İstanbul’da düzenlenecek bir konferans ile sona ermesi planlanıyor.